Lia A 4. Hafta
Milli maç nedeniyle Süper Ligimize ara verildi malûm. Ancak Türk Telekom Lig A'da mesai sürdü. Üçüncü haftayı da geride bıraktık, artık takımlar hakkında az çok fikir sahibiyiz. Fakat hâlâ "bu, budur" demek için erken. Zira bu hafta da 17 takımın yer değiştirdiği bir puan tabelasıyla karşı karşıyayız (Yeri değişmeyen tek takım 17. sırada kalmaya devam eden Mardinspor). 0-0'lık tek maça rağmen 25 golle, "şimdilik" en çok gol atılan hafta olduğunu da belirtmeden geçmeyelim. Tabii toplam 6 kırmızı kartın (2 Diyarbakırlı, 1 Samsunlu, 1 Sebatlı, 1 Mardinli, 1 Gençlerbirlikli. Diyarınkiler hariç hepsi 80 sonrası!) bir hafta için yüksek bir rakam olduğunu da...
"Efsane" dönüş yolunda mı?
Eskişehirsporlular "huşu içinde"! İlk üç haftayı, puan kaybetmeden geçen tek takım durumunda olmaları, "efsane dönüyor" söylemini sürekli canlı tutuyor. Hafta içinde kupada Uşakspor'u eledikten sonra, Akçaabat Sebat deplasmanından üç puanı 90+3'te attıkları golle kaptılar ("Kahramanlık vakasına" dikkat çekelim: Golü atan Çetin 88'de girmişti oyuna). "Saha dışının" maça yansıması: Gökdeniz'in adının karıştığı bahis/şike skandalını ortaya çıkaran isimlerden olan eski A. Sebatspor kalecisi yeni Eskişehirli Hakan'ın Sebat'a götürülmemesi. Eskişehirspor taraftarları, haftaya evlerinde en yakın takipçileri İstanbul BB. ile yapacakları maç için büyük bir hazırlık içinde. Maçın televizyondan verileceğini de hesap ederek, güzel bir "karton şov" yapmayı düşünüyorlar. Hayırlısı diyelim... Ünyespor'u eleyerek kupaya devam eden A. Sebatlı futbolcular, ödemelerin yapılacağı konusunda daha önce güç bela ikna edilmişlerdi ama transfer taksitleri geçen hafta içinde de ödenmeyince bu sefer maç öncesinde antrenmana çıkmadılar. Teknik Direktör Ekrem Al, futbolcuları motive etmekte zorluk yaşadığını belirtiyor. Hatta Eskişehir maçı öncesinde kendisinin de görevi bırakma noktasına geldiğini ancak kongre kararı alınacağını öğrendiğinden vazgeçtiğini ifade ediyor.
Kupada Kartalspor'u 5-2 geçen İstanbul BB., Mardinspor defansını aşamayınca bir puanla yetinmek durumunda kaldı. Önemli oyuncularından yoksun olarak İstanbul'a gelen Mardinspor ise henüz galibiyet alamamış iki takımdan birisi olsa da (diğeri A.Sebatspor) alınan bir puandan şikâyetçi değil. Şikâyet ettikleri, İstanbul'daki maça Mardinlilerin az ilgi göstermesi; ilgi gösterenlerin de İstabullu üçlü oligarşinin formalarıyla, montlarıyla maça gelip "İstanbullu olmaları", sahici Mardinsporluluktan uzak hal ve tavırları.
Diyarbakır karmakarışık
Elazığspor-Malatyaspor maçında çıkan olaylar nedeniyle kupa maçında seyircisiz oynama cezası alan Malatyaspor, yine Elazığspor'a bir kez daha yenilerek kupaya veda etti. Ancak ligde Diyarbakırspor'u yenerek Hikmet Karaman'ın yerine göreve gelen Hayati Palancı'yla ikinci galibiyetlerini aldılar. Maç öncesi Diyarbakırdaki karışıklığa rağmen çekiniyorlardı zira hafta için hocası istifa eden Diyarbakırspor, daha önce iki defa tam da kendileriyle oynamadan önce teknik direktörleri istifa etmişken yaptıkları maçları kazanmıştı. Şeytanın bacağını bu sefer kırdılar. Diyarbakırspor içinse şu aşamada ne söylense boş. Süper Lig'den düşerken yaşadığı yönetim sorunlarını bir türlü çözemeyen takım, gitgide büyüyen mali sorunların da pençesine düşmüş durumda. Gaziantep BB ile oynanan kupa maçına, Federasyon'a futbolcuların bonservis ücretini ödeyemediği için yedek oyuncusuz çıktılar (forvette yedek kaleciyi oynatmak zorunda kaldılar!), bu olayın şokunu atlatamadan bu sefer de henüz geçen hafta seçilen başkanın istifası yaşandı. Yetmedi, Teknik Direktör Levent Eriş de görevi bıraktı. Nasıl toparlanacaklar, düze çıkabilecekler mi muamma. Lakin çok zor olduğu ortada.
Altay, 13 yıldır yenilmediği Karşıyaka'ya kupada yenilince moraller biraz bozulsa da Gençlerbirliği OFTAŞ'a 4 atarak toparlandı. Sezon başından beri arayıp durduklarını golcüyü Sakarya'da buldular; Aydın Çetin'le sözleşme imzaladılar. hatırlatalım. Gençlerbirliği OFTAŞ ise bu sezon bir o tarafa bir bu tarafa yalpayacağının sinyallerini veriyor. Geçen hafta Diyarbakırspor'u iyi oyunla yenen takım, bu hafta maçı 11 kişi tamamlayamayan takımlardan oldu: 86'da kalecileri Ferhat kırmızı kart görünce, üç oyuncu değişikliği hakkını da kullandıklarından kaleye, oyuna 72'de giren Seçkin geçti. Heyhat, "Pancuvari" bir durum yoktu; kalesinde 90'da bir de gol gördü.
Yeni kurduğu kadrosuna Oktay Derelioğlu'nu da ekleyen İstanbulspor, kupada devam ettiği gibi Uşakspor'u da 2-0 yenmeyi başardı. Saffet Sancaklı gidişattan gayet memnun olduklarını söylemeye devam ediyor. Uşakspor ise yönetim krizi yaşayan takımlardan birisi; onların da başkanları istifa etmiş, genel kurul kararı çıkmış durumda. Beri yandan geçici yönetim, Divan Kurulu sekiz oyuncu transfer ederek (içlerinde Trabzonsporlu, en son Şekerspor'da oynayan Osman Özköylü de var) takıma/taraftara güven duygusu aşılamaya çalışıyor.
Kupada İnegölspor'a 4-0 yenilen ve tüm konsantrasyonunu Süper Lig'e terfiye kanalize eden Kocaelispor, üst üste ikinci Karadeniz deplasmanından (ilki Samsun) yine 1-1'le dönüyor. Teknik Direktör Ümit Kayıhan, Orduspor karşısında oynanan oyundan da memnun. Haftaya, pazartesi maçında Elazığsporla karşılaşacaklar. Lige iyi giren Orduspor ise durgun dönemini bir an önce atma arzusunda. Lakin taraftar oynanan futbolu beğenmiyor, takımın halinden mutlu değil.
Kasımpaşalılar, farklı Gaziantep BB galibiyetinden memnun. Onlar şansızlığı ve uyum sorununu aştıklarını; maçı statta seyredenler ise atılan 4 gole rağmen o kadar parlak bir durum olmadığını söylüyor, Gaziantep BB'nin çok kötü oynadığını da ekleyerek. Yine de her iki takım da "kupacı".
Levent Eriş'in hızı!
Hasan Şengün'le yolları ayıran Samsunspor, Ziya Doğan, Samet Aybaba, Giray Bulak gibi isimlerle temas ettikten sonra takımı eski futbolcularından Levent Eriş'e teslim etti. Geçen hafta 2. haftada hoca gönderen Samsunspor'un hızına şaşmamak elde değil demiştik. Bu durumda Eriş'e ne diyeceğimizi bilmiyoruz: Kendisinin geçen hafta içinde Diyarbakırspor'dan ayrıldığına değindik, ona yeri gelmişken sezon başında esas olarak Malatyasporla anlaştığını da ekleyelim! Yabancıları Rafael'i de Vestel Manisa'ya veren takım, kupaya devam ettiği gibi ligde de Elazığ deplasmanından 84'te attığı golle üç puan aldı. Kupada Malatyaspor'u geçen Elazığspor ise iki haftadır kaybediyor olmanın sıkıntısını yaşamaya başlamış durumda.
Altay'a karşı kupada tarihi önemde bir galibiyet alan Karşıyaka, üçüncü haftanın sonunda üç puanla Ankara deplasmanında tanışmış oldu. Böylece kırılan bir şeytan bacağı daha var aslında: Karşıyaka, geçen sezonun sonundan itibaren (son 6 maç) yaptığı 8 maçtan galibiyet çıkaramamıştı. Feyyaz Uçar, galibiyetin moral açısından çok önemli olduğunu vurguluyor. Haftaya evlerinde İstanbulspor'u ağırlayacaklar. T. Telekom ise hem kupada (Keçiörengücü) hem ligde mağluplar hanesine kaydoluyor.
Şeker Parçası
Eyüp Stadı'na vardığımda maçın başlamasına yarım saatten fazla zaman vardı. Stad, semtin göbeğinde. Kale arkaları ve maraton tribünü, belki de bu nedenle yok. Kenarda durup maçın "beleş" seyredilmesini önlemek için yüksek duvarlar var bunların yerine. Bilet sırasında bir kez daha anladım ki, memleketimiz meğer Sergen için yanıp tutuşuyormuş; kulağıma neredeyse sürekli ismi çalındı. Ama tabii Sergen'i izlemenin maliyeti de var: 2A maçlarını 5 milyona izlemek mümkünken, Eyüpspor, Sergenli Şekerspor'un maçına 10 milyon istedi. Çoğu maça bedava giren taraftarın duruma adapte olamadığı "stada sızma" girişimlerinin yoğunluğundan da belliydi. Zaten maçın başlamasına 10-15 dakika kala, sıra kör topal ilerlerken, "hooop, kaynak yapmayın" sesleri yükselirken bir anda kapılar açıldı. 10 milyonluk maç bedava hale geldi! Çelişkiler ülkesi Türkiye diyelim.
Maçta Bruno'yla rastlaştık. Beni görünce şaşırdı. Yeşil-beyaz eşofmanı, üzerinde Sergen formasıyla İstanbul'a gelirken otobüsün yaptığı kazayı anlatıp, "Bu çocuklar Paris'e gitsinler, giderim onlarla" deyip durdu. Maçta, takımın İstanbul grubunda olmasından yararlanıp, karşılaşmayı izlemeye gelen futbolcu yakınları da vardı. Örneğin tam arkamda Ahmet Yıldırım'ın küçük kızı ve yeğeni oturuyordu. Babası/amcası topla oynadıkça "vurdu vurduuuu" diye bağırmaları; diğer yeğenin (sanırım? 5-6 yaşında anca vardı sanki, adını biliyorum ama Samet) takımın tamamını tanıması, futbol bilgisi yine heyecan vericiydi.
Maça dair... Şundan artık eminim, Şekerspor'un sahadaki rakibi kendisi. Takımın üzerinde ağırlıklı olarak tuhaf bir atalet var, ki o ortadan kalktığı zamanlarda gerçekten iyi bir oyun oynuyor. Zamanla bunun aşılacağı tahmin edilebilir. Sonuçta sadece 4 maçtan ve kurulan yepyeni bir takımdan söz ediyoruz ama işte o kör olasıca "beklenti" yok mu; Türkiye Kupası'ndan elenmek moralleri fena bozmuş durumda. Korkum, Bahri Kaya-Metin Yıldız gibi memleket futbol aleminde sahiden bambaşka yerde duran iki adamı, bu manasız gerginlik içinde kaybetmektir. Hele ki, Allah gecinden versin, öyle bir durumda bu isimlerin yerine "jest mimik" kişilerinin, "büyük işler yapacağız"cıların gelebileceğini düşünmek bile uyku kaçırmak için yeterli... Ona havale etmeye devam edelim: Allah yazdıysa bozsun!
Kaynak : Kıvanç Koçak (NTV)

Yeni yorum gönder